Göç İdaresi Genel Müdürlüğü - Çocuk

En yakın arkadaşlar olan Muyu ve Bilge oyun oynamak için bahçeye çıkmışlar. Güneş gökyüzünde parıldıyor, mis gibi çiçek kokuları etrafı sarıyormuş. Muyu arkadaşı Bilge’ye:

  • Haydi, Atik ve İşmen’i de çağıralım, size güzel bir öykü anlatacağım, demiş.
Atik son derece hareketli, atletik ve karizmatik bir çocukmuş. İşmen ise cesur ve güçlü bir çocukmuş.
Hepsi bir araya toplandıktan sonra, grubun en sevecen ve yardımsever üyesi Muyu:
  • Size bir öykü anlatacağım, demiş. Bilge, merakla:
  • Nasıl bir öykü anlatacaksın, haydi seni dinliyoruz, demiş.
  •  
Parktaki bir ağacın gölgesine bağdaş kurup oturmuşlar. Oradan geçen sevimli bir köpek de yanlarına yaklaşmış, çocuklar onu sevsin diye kuyruğunu sallamış. Bilge hemen bir isim bulmuş köpeğe. "Bu köpeğin adı Benekli olsun", demiş. Çünkü köpeğin kahverengi tüylerinin üzerinde beyaz beyaz benekler varmış.
Sevimli köpek de ağacın altına kıvrılmış ve Muyu’nun anlatacağı öyküyü dinlemek için boncuk gözlerini kırpıştırmış.
Muyu anlatmaya başlamış:
-Arkadaşlar hiç inci kefalini duydunuz mu?
Bilge olanca bilginliği ve zekasıyla:
-İnci kefali ya da Van balığı, Van Gölü’nün tuzlu ve yüksek derecede sodalı sularında yaşayabilen bir balık türüdür.
Çocuklar hep bir ağızdan "vaaay" demişler. Bilge ne kadar da çok şey biliyor diye düşünmüşler.
Muyu:

Evet, Bilge’cim teşekkürler bizi bilgilendirdiğin için. Benim asıl anlatmak istediğim onların etkileyici göç hikayesi. Bu hikayeyi bana babam anlatmıştı. Arkadaşlar, Van Gölü'nün tuzlu-sodalı suları, inci kefalinin yumurtadan yeni çıkacak yavruları için uygun değildir. Bu yüzden balıklar, her ilkbaharda yavrularını dünyaya getirecekleri sulara göç ederler. İşte bu sular Van gölüne akan ırmağın sularıdır. Balıklar, Van Gölü'nün tuzlu-sodalı sularından ırmağa girmeden önce, göl ile ırmağın birleştiği bölgede bir süre beklerler. Yani, yeni şartlara uyum sağlarlar. İnci Kefallerinin göçü Nisan’da başlar ve yaz günlerine kadar devam eder.


 
İnci kefallerinin yolculukları çok zorludur arkadaşlar. Çünkü yolculuk sırasında çağlayarak akan ırmaklardan yukarılara tırmanmaları gerekir. Kendileri için çok yüksek olan çağlayanlardan uçarcasına geçerler.
Balıkların şelaleleri tırmanmak için gösterdikleri gayret, insanları çok etkiler.  Bu tırmanışı izlemek için birçok insan her yıl Van'ı ziyaret eder. İnci kefallerinin gürül gürül akan suda sıçrayışları görülmeye değerdir.
Atik:
  • Gerçekten çok güzel bir hikayeymiş Muyucan. Demek ki göç etmek bu balıklar için çok zor. Ama bu balıklar hiç yılmamışlar, direnmişler.
İşmen:
  • Bazı insanlar da göç etmek zorunda kalabilir değil mi, Muyucan?
Muyu:
  • Evet, İşmen. Mesela insanlar savaş sebebiyle, eğitim sebebiyle ya da iş için kendi ülkelerini bırakıp başka ülkelere göç edebilirler.
Bu konuşmaları sessizce dinleyen Bilge de aklına gelen bir olayı anlatmış:
  • Mesela, bizim karşı komşumuz ülkesindeki savaştan kaçıp buraya yerleşmiş. O evde küçük bir kız yaşıyor, onla arkadaş olmalıyız. Çünkü onun bütün arkadaşları geldiği yerde kalmış olabilir. Kendini yalnız hissedebilir.
Muyu:
 -Tamam o zaman Bilge, yarın oynamaya çıktığımızda onu da çağıralım. Hep
birlikte oynayalım.
Atik:
-Evet! Yarın mutlaka tanışalım  ve beraber  oynamaya başlayalım, demiş heyecanla.
Diğerleri de sevinçle başını sallamış. Hepsi bu fikre katılmış.  Devamında Atik:
  • Haydi arkadaşlar, artık evimize dönelim, annemiz bizi merak eder. Hava
kararmaya başladı, demiş.
Muyu:
- Ben de evimi özledim. İnsanlar başka bir ülkeye göç ettiklerinde zaman zaman eski evlerini, ülkelerini özleyebilirler.  Yeni evlerine alışırlarken, onlara yardımcı olabiliriz, bu da onlarla arkadaşlık kurarak yapılabilir. İşmen de:
- Yeni arkadaşlar edinmek, yeni bir yere alışırken çocuklara çok iyidir, demiş.
 
Diğer çocuklar da İşmen ve Muyu’yu onaylamış. Her biri vedalaşıp evinin yoluna düşmüş.

Yazar: Uzm. Psk. Arzu ÇALIŞKAN

Akın KAPLAN - akinkaplan.com.tr - akin@utopyagrafik.com